18 Kasım 2015 Çarşamba

IŞİD iletişim aracı olarak PlayStation 4 mü kullanıyor?

Belçikalı yetkililer, IŞİD militanlarının PlayStation 4 üzerinden iletişim kurduğuna dair kanıtlar olduğu söyleniyor.

Söz konusu internet ortamında iletişim kurmak olduğunda günümüzde sonsuz bir tartışma var; internet kimsenin izleyemeyeceği kadar güvenli mi olmalı, yoksa gerektiğinde istihbaratın takip edebileceği ‘açıklar’ bulunmalı mı? Elbette buna bir yanıt vermek zor, hiçbirimiz özel hayatımızın takip edilmesini istemiyoruz. Ancak art niyetli kişiler de internetin gizli ortamını kendi avantajlarına çevirebiliyor.

Bu tartışmaya yeni bir pencere de Paris’te yaşanan hain terör saldırıları sonrasında açıldı. Olay sonrası birçok kişi Fransa’da gizli istihbarat servislerinin ihmalini konuşuyordu. Aynı şekilde teröristlerin Belçika’dan gelmiş olması sebebiyle Belçika’nın ekipleri de gündeme gelmişti. Belçika İçişleri Bakanlığı bu konuda bir açıklama yaptı ve ilginç bir iddia ortaya attı.

İçişleri Bakanı Jan Jambon, olay sonrası düzenlenen operasyonlarda tüm teröristlerin evinde PlayStation bulunması üzerine teröristlerin iletişimini bu konsol üzerinden gerçekleştirdiğine inandıklarını söyledi. Jambon ayrıca PS4 üzerinden gerçekleşen iletişimin WhatsApp iletişimini takip etmekten çok daha zor olduğunu dile getirdi. Zira WhatsApp özellikle Android sürümünde gelişmiş bir şifreleme kullanıyor. Ancak hem beklenti hem de farklı yapısı sebebiyle PS4’ü izlemek bir hayli zor.

Bu konudaki tartışmalar daha uzun bir süre daha devam edecek gibi görünüyor. Elbette umudumuz böylesi büyük terör olaylarının tespiti konusunda önemli aşamalar kaydedilmesi.

Sonrası IŞİD iletişim aracı olarak PlayStation 4 mü kullanıyor? Etohum.com Blog ilk ortaya çıktı.

16 Kasım 2015 Pazartesi

İnternetin geleceği için ”Dijital NATO” gerekli mi?

Yakında istihbarat bürolarında çalışacak ajanlar için yazılım bilme şartı aranabilir. Zira artık birçok suç online ortamda işleniyor, deliller deep web ortamlarında gizleniyor. FBI da Tor üzerinde istediği verilere erişebilmek için bir üniversiteyle işbirliği yapıp, hackerlara para ödemeyi göze aldıysa artık bu noktaya az kalmış demektir. Peki ama konu deep web bile olsa interneti isteyenin girip kılıç salladığı bir ortama dönüştürmek ne kadar doğru?

İnternet ortamına yüklediğiniz bir fotoğraf, yazdığınız bir tweet pek kimsenin umurunda olmayabilir. Ancak durum böyleyken bile sosyal medyadaki profillerimizin gizliliğine ve güvenliğine çok önem veriyoruz. Bu nedenle Connected2Me gibi gerektiğinde bize anonim olma hakkı sunan platformlar doğuyor.

Söz konusu şirket yazışmaları ve hatta devlet bilgileri olduğunda ise gizlilik çok önemli bir konu. Ancak birçok noktada global şirketlere ait yazılımları, bulut platformları ve web sitelerini kullanıyoruz. Yani bu noktalarda bir açık aramak için uğraşan çok fazla insan var. Bu sebeple de ülkeler arasında veri gizliliği git gide daha ciddi bir tartışma haline gelirken hackerların yaptığı bazı veri hırsızlıkları iki ülkeyi savaş noktasının kenarına kadar getirebiliyor.

Devletler bazen yasal yolu takip edip istihbarat araştırmaları ya da delil elde etmek amacıyla belli şirketlerden talepte bulunuyor. Şirketler de şeffaflık adına bu istekler konusunda raporlar yayınlıyor. Bizim devletimiz de burada hep yüksek sıraları kovalıyor.

Ancak kapısını çalıp bilgi istemeyeceğiniz platformlar da var. Örneğin Tor gibi. Kullanıcıların anonim kalma hakkını destekleyen bir tarayıcı olan Tor’u kâr amacı gütmeyen bir grup geliştiriyor ve Facebook gibi siteler de resmi olarak bu tarayıcıyı destekliyor.

Elbette FBI gibi organizasyonlar bu noktada durmak istemeyeceklerdi ve istememişler de. Tor’un iddiasına göre FBI, Carnegie Melon Üniversitesi’nden gizli bir talepte bulunmuş ve sahip oldukları özel bilgisayarı Tor’u hacklemek için kullanmaları için onlara 1 milyon dolar teklif etmiş. Tor ekibi üniversitenin kendi sistemine sızabildiğine daha önce bir hackatlon esnasında şahit olmuş. Etkinlik sonrasında da iletişimde kalmışlar. Ancak günün birinde aniden e-postlarını cevap gelmemeye başlamış ve 5 ay boyunca Tor’a saldırılar düzenlenmiş.

Tor ekibinin iddiasında bu saldırılar sayesinde FBI’ın bir deep web uyuşturucu tüccarının IP adresini ele geçirdiği ve mahkemede de bu bilgileri delil olarak sunduğu da yer alıyor. Yani resmi delil olarak sunulan belgelerin Tor’un hacklenmesi sayesinde elde edildiği söyleniyor. Carnegie Melon Üniversitesi bu iddiaları yalanlarken FBI’dan henüz bir yanıt gelmiş değil.

Elbette bir uyuşturucu tacirinin savunulacak bir tarafı yok ancak Tor’un iddiaları doğruysa FBI’ın hamlesi güven sarsıcı ve adaletsiz olarak görülebilir.

Bu olayda dünya adına iyi bir sonuç elde edilmiş olabilir ama bu ülkeler arası bürokraside gerçekleştiğinde sonuçları pek iyi olmayacak. Ya da devlet tarafından fişleme yapılması için kullanıldığında…

Elbette her an izlendiğinizi söylemek çok yanlış bir yaygara olur, ancak interneti ”Nazi Almanya’sı” ortamına çevirmeden önce verilmesi gereken kararlar da var. Belki de bir Dijital NATO gibi… Devletler dünya genelinde siber saldırılara karşı birlikte tavır alabilir, suçluları yakalamak için işbirliği yapabilir, çok şikayet edilen deep web’e karşı birlikte savaş açabilir.

”Bu devirde babana bile güvenmeyeceksin”

Elbette ebeveynlerin çocuklarının internet kullanımını belirli bir seviyede kısıtlaması normal. Ancak artık bizzat anne-babanız tarafından da gözetleniyor olabilirsiniz. En azından bunun için gerekli araçlar artık mevcut. Luma isimli bir router kullanıcılara internet kullanımını kullanıcılara göre kısıtlama imkanı verirken aynı zamanda hangi kullanının hangi siteyi ziyaret ettiğini de anlık olarak gösterebiliyor.

Evde böyle bir router olması aile içi ilişkileri olumsuz etkileyebilir. Ama global anlamda durumumuz da bundan pek farklı değil.

Sonrası İnternetin geleceği için ”Dijital NATO” gerekli mi? Etohum.com Blog ilk ortaya çıktı.

13 Kasım 2015 Cuma

‘Silikon Vadisi Saati’ne göre sizin saatiniz kaç?

Türkiye’de zaman zaman bildiğimiz saati bilmek bile zor olabiliyor (!), nereden çıktı bu Silikon Vadisi Saati demeyin. Merak etmeyin bu saat dilimi değil, bir başarı döngüsü gibi çalışıyor.

Her girişimin iniş ve çıkışlar yaşadığını biliyoruz. Zira bu adeta doğanın bir kuralı gibi herkes üzerinde işliyor. Başlarda yeni bir girişim için başarı ve başarısızlık gece ve gündüz gibi, bir anda karanlıkta kalabiliyor aniden aydınlığa çıkabiliyorsunuz. Ancak işler ilerleyip, şirketler büyüdükçe başarı ve başarısızlıkların ara formları ortaya çıkmaya başlıyor. Bir başarısızlıkla geceye dönmüyor, bir başarıyla günün en parlak saatlerini yaşamıyorlar. Dolayısıyla bu ara formları tanımlamak için ”iniş – çıkış” tanımından daha fazlasına ihtiyacımız var. Geçmişte Google ve YouTube’da çalışmış olan, şimdilerde Square’de göre yapan Aaron Zamost, şirketlerin yaşam döngülerindeki iniş ve çıkışlarını daha iyi tanımlamak için ”Silikon Vadisi Saati”ni geliştirmiş.

Silikon Vadisi Saati’ndeki tanımlamalar aslında bir girişimin sürekli farklı süreçlerden geçtiğini ve bunların ne kadar normal olduğunu gösteriyor. Zirvede ve yani günün en iyi saatlerinde kalmak çok zor elbette. Ama zaman zaman akşamüstü saatlerini görmek de normal. Moral bozmamak, yola devam etmek bu işin bir parçası.

Bu saati Apple, Google, Facebook gibi bugünün en popüler şirketlerini de uygulayın; onların bile zorlandıkları günler var…

Aaroz Zamost’un Backchannel’daki yazısının tamamı için: Link

Sonrası ‘Silikon Vadisi Saati’ne göre sizin saatiniz kaç? Etohum.com Blog ilk ortaya çıktı.

11 Kasım 2015 Çarşamba

Google Campus Brezilya Yolcusu

Yazar: Said Murat – Brezilyadan.com, Sao Paulo – Brezilya

‘Girişimcilik ruhu Brezilyalıların damarlarında var’ Bu sözler Google yönetimine ait. Hal böyle olunca, Google Campus, Brezilya yolcusu demek düşer bize.

Google’ın dünya’da sadece birkaç ülkede kampüsü bulunuyor. Bu da demek oluyor ki, Google sadece gençlerine ve ekosistemine inandığı ülkelere kampüs açıyor ki girişimciler gerekli eğitimi alsın ve yatırımcılar ile yollarına sorunsuz devam edebilsinler. Sao Paulo’da bu noktalardan biri. Brezilya’nın en büyük kenti Sao Paulo’yu da Google yükselen yıldız olarak görüyor, yeni girişimler için.

Sao Paulo’da açılacak Google Campus ile, girişimcler yatırımcılar ile buluşacak, sunumlar ve hazırlıklar yapılacak, kamplar ve etkinlikler düzenlenecek, fuarlar ve programlar sahne alacak.

Dünya’da Google Campus görebileceğimiz şehirler ise şunlar: Tel Aviv, Londra, Seoul, Madrid ve Varşova (yakında). Bu şehirler San Francisco ve Dublin ofisleri haricindeki Campus yerleri, tabi ki.

Google, Güney Amerika’daki önemli tüm etkinliklerini burada, Sao Paulo Campus’te gerçekleştirmeyi planlıyor. Ayrıca girişimci gençler için düzenli etkinlikler düzenlenecek ve içeride keyifli zamanlar geçirerek StartUp projeleri üzerinde çalışmaları sağlanmış olacak.

Açıldığı gün yine size buradan duyurmak ümidi ile…

Sonrası Google Campus Brezilya Yolcusu Etohum.com Blog ilk ortaya çıktı.

7 Kasım 2015 Cumartesi

Uzmanlara sorduk: Girişimcilere bir tavsiye vermeniz gerekse bu ne olurdu?

Steve Blank, Dave McClure, Steli Efti, Teruhide Sato, Ross Kingsland, Christopher Schroeder, Aurore Belfrage, Selçuk Atlı, Luke Sequeria, Fadi Bishara, Eamon Carrey, Erik Anderson, Adam Berk, Didem Ün Ateş, Ed Roberto, Vivek Boray, Faizan Aslam, Moises Santana.

Hepsinin girişimcilik konusunda kendi öyküleri, kendi stilleri var. Dolayısıyla hepsinin girişimcilere verdiği tavsiyeler birbirinden farklı oluyor. Biz bu isimleri Startup Istanbul’da bir arada bulunca hepsinin tavsiyelerini sizler için bir araya getirmeye karar verdik.

width="854" height="480" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen">

Sonrası Uzmanlara sorduk: Girişimcilere bir tavsiye vermeniz gerekse bu ne olurdu? Etohum.com Blog ilk ortaya çıktı.

5 Kasım 2015 Perşembe

BİMSA Etohum Yatırımcı Kulübü üyeleri arasına katıldı

Türkiye’de yazılım sektöründeki parlak fikirli girişimcilere desteğini artırmak isteyen Sabancı Grubu’nun bilgi teknolojisi şirketi BimSA, Etohum Yatırımcı Kulübü’ne üye oldu.

Türkiye’deki başarılı internet girişimcileriyle yatırımcı olabilecek kurumsal şirketleri ya da bireysel kişileri buluşturma amacıyla kurulan Etohum Yatırımcı Kulübü, yatırımcılar ve girişimciler arasında bir katalizör görevi görerek Türkiye’de ve Avrasya bölgesi ülkelerinde yeni ekonominin hareketlenmesinde etkin rol oynuyor. Türkiye’de ve dünyada girişimcilik ekosistemine destek veren BimSA, artık Etohum üzerinden yeni girişimlerin hayata geçirilmesine katkı sağlayacak.

BimSA Genel Müdürü Tunç Taşman, “BimSA olarak internet odaklı parlak girişimleri destekliyoruz. Vizyoner ve yenilikçi yaklaşımı ile bilişime gönül veren BimSA ekibi olarak, hem yatırımlarımız hem de çalışanlarımızla Türkiye’nin dijitalleşmesine katkıda bulunuyor, 40 yıllık tecrübemiz ile şirketlerin dijitalleşme yolculuklarına eşlik ediyoruz. Etohum üyeliğimiz sayesinde platform üzerinden bize ulaşan girişimcilerle bir araya gelerek, şirketlere sağladığımız hizmetleri çeşitlendirmeyi ve dijitalleşme konusunda farklı ve yeni çözümler sunmayı hedefliyoruz. Girişimciler, internet odaklı iş fikirlerine güveniyor, şirket kurmayı planlıyorlarsa, Etohum’a başvuru yapabilir, farklı projeler hayata geçirmeyi planlayan diğer girişimciler ve yaratıcı fikirlere destek olmak isteyen kişi ya da kurumlar ile bizim desteğimiz ve aracılığımızla iletişim kurabilirler.”

Etohum Kurucusu Burak Büyükdemir ise, BimSA işbirliğinin genç girişimciler için sektörde dalga etkisi yaratacağını belirterek, “Kurulduğumuz 2008 yılından bu yana 300 girişime destek olduk, 80 girişime yatırım yaptık. BimSA’nın ekosistemimize katılımı sayesinde, yatırımlarımızın sayısını ve kalitesini artıracağımıza ve yeni nesil iş dünyasının aktörlerine dünyanın kapılarını açacağımıza inanıyorum” dedi.

Sonrası BİMSA Etohum Yatırımcı Kulübü üyeleri arasına katıldı Etohum.com Blog ilk ortaya çıktı.

3 Kasım 2015 Salı

Yatırım aramak için 4 yanlış sebep

Yatırım başarılı bir girişimcilik ekosistemindeki en önemli parçalardan biri ancak sebep ve zamanlama yanlışsa yatırım almak bir girişimin belası haline de dönebilir.

Türkiye’de girişimcilik ekosistemine baktığımızda yatırım sermayesinin halen yeterince yüksek olmadığını görüyoruz. Ancak bu konudaki başarılı örnekler arttıkça hem yatırıma layık girişimlerin hem de bu konuda istekli yatırımcıların sayısı artıyor.

Yine de sonuçta bir girişim için hedef yatırım almak değil, projeyi mümkün olabildiğince düşük maliyetle başarılı kılmak. Dolayısıyla bir yatırıma ihtiyacını olup olmadığına dair kararı verecek olan sizsiniz. Eğer bu 4 nedenden biriyle yatırım almanız gerektiğini düşünüyorsanız, pek de doğru düşünmediğinizi söylemek zorundayız;

1- Marka değeri yaratmak

Tanıtım ve pazarlama elbette her şirketin istediği imkanlar ancak iyi imkanların ucuz olmadığını da biliyoruz. Üstelik siz henüz bir girişimsiniz. Yani marka bilinirliği yaratmaya harcayacak para arıyorsanız öncelikle ürün ya da hizmetinizden çok emin olmanız gerekiyor. Unutmayın ki bir markayı değerli ve bilinir kılan ürün ya da hizmetin kullanıcıda bıraktığı izlenim ve deneyimdir. Dolayısıyla yatırımcıların kapısını çalıp prestijli bir bölgede pahalı bir ofis hayali kurmak yerine ürününüze odaklanın.

2- Kendi paranızla risk almak istememek

Bir yatırımcıyla pazarlık masasına oturduğunuzda elbette sizin kişisel varlığınızda söz konusu olacaktır. Eğer kendi birikimlerinizle imkanları zorlayacak şekilde yatırım yapmadıysanız bu projeye bağlılığınız açısından bir soru işareti yaratabilir. Hiç birikimizin olmaması da sizin finansal yetenekleriz açısından pek de iyi bir izlenim yaratmayacak.

3- Hızlıca ekibi büyütmek

Başarılı bir girişimcinin insanları ikna kabiliyeti yüksek olur, ücretsiz ya da barter karşılığı yaptırdığı işlerle girişimine katkı sağlamak için çalışır. Tabiri caizse sineğin yağını çıkaran bir yönetici, her şirket için değerlidir. Dolayısıyla bir yatırımcı size hemen 10 çalışanı işe alacak bir para vermeyecek – vermemeli. En azından kemik ekibi kendiniz yaratmalısınız.

4- Hızlıca ‘dev’ olmak

Tüm girişimciler hızlı büyümeyi hayal eder. Bu kötü bir şey de değildir elbette ama özellikle çok tecrübe sahibi olmayan girişimlerin zaman içerisinde olgunlaştığını, birkaç kez projesini pivot ettiğini görürüz. Dolayısıyla çok olgunlaşmış, oturmuş bir proje olmadıkça yatırımcılar paralarını kendilerine saklamayı tercih eder. Bu girişim adına da iyidir zira erken yatırım almanın yarattığı baskıyla uğraşmak zorunda kalmazlar.

Tüm bu maddeler neticesinde vardığımız nokta şu; girişimci kendi projesi için her şeyi yapmalı, ucuza getirmeli, kendini kanıtlamalı ve devam edebildiği sürece yatırım almadan yola devam edebilmeli. Yatırımcı yerine gerçek bir mentor, bir ‘Jedi’ bulmak girişimciler için çok daha faydalıdır. Her şeyi doğru yaptığınızda ihityaç duyduğunuz noktada yatırımcılar zaten kapınızı çalacaktır.

Sonrası Yatırım aramak için 4 yanlış sebep Etohum.com Blog ilk ortaya çıktı.